Şu anda emperyalizm tarafından salınan dehşet - ister Ukrayna'da, ister Filistin'de ya da dünyanın dört bir yanında meydana gelen yüz kadar askeri çatışmadan herhangi birinde olsun(1) - enternasyonal işçi sınıfı için bir uyanma çağrısı işlevi görmelidir. Mevcut haliyle, yaygınlaşan bir savaşa doğru yol almaktayız. Durumun ciddiyeti, gerçek enternasyonalistlerin birliğini gerektirmektedir. Ancak bu da enternasyonalizmden gerçekten ne anladığımız sorusunu gündeme getirmektedir.
Önceki makalelerde, kapitalist solun Ukrayna'daki savaşa verdiği, "ya emperyalist cephelerden (NATO ya da Rusya’dan) birini ya da diğerini açıkça destekleyen ya da aynı pozisyonları gizleyen sahte bir pasifizm olan"(2) tutumları eleştirdik. Bu tür pozisyonların sadece işçi sınıfını sosyalizm mücadelesinden, savaşsız bir dünyadan uzaklaştırmaya hizmet ettiğini savunduk. Troçkist, Stalinist ve Maoist çevrelerde görünürde enternasyonalist bir pozisyon ortaya koymaya çalışanlara ise bu kadar ayrıntılı değinmedik. Enternasyonal Marksist Eğilim (IMT)(3), Sosyalist İşçi Partisi (SWP)(4), Yunanistan Komünist Partisi (KKE)(5) ya da İlerici İşçi Partisi (PLP)(6) gibi "devrimci bozgunculuk" ya da "sınıf savaşından başka savaş yok" sloganlarını öne çıkaran örgütler de buna dahildir.
== Her Şey Göründüğü Gibi Değil
Bu gruplar, Ukrayna'da yaşananların emperyalistler arası bir savaş olduğunu ve bu nedenle hiçbir kapitalist tarafın desteklenmemesi gerektiğini, tek alternatifin sosyalizm için işçi sınıfı mücadelesi olduğunu kabul etmeye başladılar. Buraya kadar her şey yolunda. Bu, Zimmerwald Solu ve Ekim Devrimi'nin bugün hala referans noktası olmaya devam ettiği devrimciler için bir ölçüttür. Troçkist, Stalinist ve Maoist gruplar, karşı devrimin ürünleri olmalarına rağmen -biz bunu savunuyoruz-, bu mirasa bağlılıklarını iddia etmeye devam etmektedirler.
Ancak aynı grupların geçmişteki ve günümüzdeki diğer çatışmalara verdikleri tepkilere baktığımızda tablo bulanıklaşıyor. KKE, Filistin'de mücadelenin amacını yalnızca “yabancı İsrail işgalinin sona erdirilmesi ve Filistin devletinin kurulması" olarak görmekte ve hatta orada yaşananları genel savaşa doğru ilerleyen emperyalist bir çatışma olarak görenleri eleştirmektedir.(7) Bu esnada SWP, Hamas'a "sosyalist bir pozisyon benimsemeleri şartına bağlı olmayan" açık desteğini ifade etti, çünkü daha azı, sözde "emperyalizm yanlısı bir çöküştür."(8) Her ikisi de "yarı zamanlı enternasyonalizm"(9) olarak adlandırabileceğimiz şeyin bariz örnekleridir: hangi çatışmaların emperyalist olduğunu ve hangilerinde kapitalist güçlerin tarafını desteklemenin caiz olduğunu titizlikle seçmek.
IMT, en azından Orta Doğu söz konusu olduğunda biraz daha tutarlı görünmektedir. IMT, KKE'yi "iki devletli çözümü desteklemesi ve Filistin için sosyalist bir programdan yoksun olması" nedeniyle eleştirmekte ve bunun yerine "Filistinli kitlelerin mücadelesinin ancak bölgedeki tüm gerici kapitalist rejimleri devirmek için devrimci bir mücadele ile başarıya ulaşabileceğini" kabul etmektedir.(10) Ancak IMT de benzer kafa karışıklıklarından muzdariptir. Venezuela söz konusu olduğunda IMT, Chavez'i "gerçek bir enternasyonalist" ve "ABD kapitalizmi için bir tehdit" olarak övmekteydi.(11) Elbette Chavez'in Venezuella'sı Rusya'nın önemli bir askeri ve ekonomik müttefikiydi ve İran ile güçlü bağlar geliştirmişti. Bu, bugün IMT'nin emperyalist bir güç olarak kınadığı aynı Rusya ve IMT'nin "totaliter" olarak gördüğü aynı İran rejimidir. Chávez, "kardeşleri" Putin ve Ahmedinejad'a yakınlaştığında "gerçek bir enternasyonalist" miydi, yoksa IMT, Chávez'in ulusal televizyonda Alan Woods'dan alıntı yapmasına çok heyecanlandı da başka neler yaptığını fark edemedi mi?
PLP de bir başka ilginç örnek olarak kendini göstermekte. Açıkladıkları gibi, ulusal kurtuluş mücadelelerinin kapitalizmi sona erdirmedeki başarısızlığı, önceki pozisyonlarından bazılarını yeniden gözden geçirmelerine neden olmuştu:
"Sömürgecilik karşıtı mücadeleler 20. yüzyıl boyunca yerleşimci sömürgecilik ve emperyalizmden ulusal kurtuluşa odaklandı. Bu strateji kapitalizmi ve sömürüyü sona erdirmekte başarısız oldu. PLP bu mücadelelerin çoğunu izlemiş ve onlara katılmış, ancak bu mücadelelerde elde edilen kazanımların tersine döndüğünü görmüştür.(12)"
Nadir rastlanan bir itiraf. Ancak bu, Stalinist ve Maoist geçmişlerinden bir kopuş anlamına gelmiyor. PLP şu anda kapitalist devletler arasında anti-emperyalist bir eksen görmüyor olabilir, ancak hala SSCB (1950'lere kadar) ve Çin'in (1970'lere kadar) böyle bir eksen oluşturduğunu düşünüyor (çünkü PLP'ye göre bunlar "sosyalist" devletlerdi). Bu da bizi meselenin özüne getiriyor - enternasyonalizm sorunu tek başına ele alınamaz. Sosyalizm anlayışımız bununla ayrılmaz bir şekilde bağlantılıdır. Sosyalizmi komünizmle, paranın, sınırların, sınıfların ya da devletlerin olmadığı dünya çapında özgür bir birliktelikle eş anlamlı görenler için, hem SSCB'nin (devrimci dalganın yayılamamasından doğan devlet kapitalisti bir rejim) hem de Çin'in (işçi sınıfı devriminin hiçbir zaman gerçekleşmemiş olduğu bir rejim) mevcut güçlerin emperyalist rakipleri haline geldiği açık olmalıdır.
== Karşı-Devrimin Mirası
Bu örnekler detaylı değildir, ancak kapitalist solun kıvrımlarını ve dönüşlerini göstermeye hizmet etmektedir. İster Troçkist, ister Stalinist ya da Maoist olsun, tüm bu gruplar yozlaşan Üçüncü Enternasyonal'den miras kalan bir dizi taktiksel aracı kabul etmektedir. "Yarı-zamanlı enternasyonalizme" ister sosyal demokrat partilere katılım, ister sol hükümetlere katılım ya da destek, ister SSCB ya da Çin'in "sosyalist" doğasına inanç, ister birleşik ya da halk cephelerinin savunulması, isterse de sadece ulusal kurtuluşa destek yoluyla ulaşsınlar, aşağıdaki soruya verdikleri yanıt her zaman az ya da çok eleştirel bir evettir:
Emperyalist çağda, ister "ezilen" ister "ezen" ulustan olsun, belirli kapitalist güçler anti-emperyalist bir eksen oluşturabilir mi?
Bize göre bu sorunun cevabı kategorik olarak hayırdır. Yazıları ve yorumları ile sorunun anlaşılmasını şekillendiren Lenin, emperyalist çağda ulusal kurtuluş savaşlarının hala mümkün olduğunu düşünüyordu (ancak bunların emperyalist savaşlara dönüşebileceğini de görüyordu). Üçüncü Enternasyonal, Türkiye ve Çin gibi yerlerdeki ulusal kurtuluş mücadelelerini trajik sonuçlarına dek destekleyecekti. Bugün, kapitalist güçler (devlet ya da devlet dışı) arasındaki her çatışmanın, Lenin'in zamanındakinin çok ötesine geçmiş bir sistem olan emperyalist çerçeveye gömüldüğünü görebiliyoruz.
Yukarıda bahsi geçen grupların görünürdeki enternasyonalist pozisyonları ister geçici bir siyasi çıkar (koşullar değiştiğinde bir kenara atılacak) isterse gerçek bir yeni yönelim olsun, kapitalist solun bu örgütleri uzun zaman önce Rubicon'u geçmiştir. Geçmişten ders almamışlardır ve eninde sonunda kendilerini ve bünyelerine katmayı başardıkları işçileri kapitalist bir çıkmaza sürükleyecek formülleri defalarca tekrarlamaya devam etmektedirler.
Hızlanan savaş dürtüsünün ışığında ve şu anda gördüğümüz askeri çatışmaların izole olgular olmadığı anlayışıyla, Enternasyonalist Komünist Eğilim (ICT), farklı eğilimlerden gerçek enternasyonalistleri bir araya getirerek “Savaşmaya Değer Tek Savaş Sınıf Savaşı" girişiminin canlandırılmasına yardımcı olmuştur.(13) Aşağıdaki beş nokta, ortak faaliyet için bir başlangıç noktası olarak hizmet etmektedir:
* Kapitalizme, emperyalizme ve tüm milliyetçiliklere karşıtlık. Hiçbir ulusal sermayeye, "kötünün iyisine" ya da oluşum halindeki devletlere destek verilmemesi.
* Devletlerin, ücretli emeğin, özel mülkiyetin, paranın ve kâr için üretimin yerini özgürce birleşmiş üreticilerin dünyasına bıraktığı bir toplum için mücadele.
* Mevcut ve gelecekteki savaşların işçi sınıfına yönelteceği ekonomik ve siyasi saldırılara karşı mücadele.
* İşçi sınıfının öz-örgütlü mücadelesi için, bağımsız grev komitelerinin, kitle meclislerinin ve işçi konseylerinin oluşturulması için mücadele.
* Baskı ve sömürüye karşı, işçi sınıfının birliği ve gerçek enternasyonalistlerin bir araya gelmesi için mücadele.
Bu uzun ve zor bir görevdir, ancak "yarı zamanlı enternasyonalizm" yerine tutarlı ve net bir enternasyonalist mesaj, halihazırda ortaya çıkan ve gelecekte ortaya çıkacak sınıf mücadelelerine taşınmalıdır.
-- Dyjbas _
Communist Workers’ Organisation _
22 Ocak 2024
== Notlar:
Resim: pennstatenews (CC BY-NC-ND 2.0), https://www.flickr.com/photos/pennstatelive/16216912657/
(1) https://geneva-academy.ch/galleries/today-s-armed-conflicts
(2) https://www.leftcom.org/en/articles/2023-07-05/the-no-war-but-the-class…
(3) https://socialistrevolution.org/no-war-but-the-class-war/
(4) https://socialistworker.co.uk/features/ukraine-year-one-of-a-terrifying…
(5) https://inter.kke.gr/en/articles/No-to-imperialist-war-Greeces-involvem…
(6) http://www.plp.org/challenge/2023/3/16/editorial-one-year-of-war-in-ukr…
(7) https://inter.kke.gr/en/articles/Short-answers-to-current-ideological-p…
(8) https://socialistworker.co.uk/features/free-palestine-why-we-say-by-any…
(9) Bu terimi, SI Cobas taban sendikası içinden gelen Filistin'le ilgili açıklamaları eleştirirken kullanan İtalya'daki yoldaşlarımızdan ödünç alıyoruz. (https://www.leftcom.org/it/articles/2023-11-23/internazionalisti-part-t…)
(10) https://www.marxist.com/the-communist-party-of-greece-and-the-struggle-…
(11) https://www.marxist.com/a-tribute-to-hugo-chavez.htm
(12) http://www.plp.org/challenge/2023/11/16/from-the-rivers-to-the-seas-com…
(13) https://www.leftcom.org/en/articles/2023-07-05/the-no-war-but-the-class…
